->
Osmanlı saray mutfağının gözde tatlılarından olan güllaç, hafif olması nedeniyle günümüzde de iftar sofralarının vazgeçilmezleri arasında. 15. yüzyıl ortalarına kadar Osmanlı’da halk, mısır niÅŸastasından yufka açıp stoklardı. Havayla temas halinde olduÄŸu için kuruyan yufkaları süt ve ÅŸekerle ıslatıp yerdi. Zamanla içine gülsuyunun da eklenmesiyle ‘güllü aÅŸ’ ismini aldı. Tatlının ismi daha sonraları güllaç olarak kullanılmaya baÅŸlandı.
Güllaçın kökünün Mısır’da yaÅŸayan Osmanlı Türklerine dayandığı rivayet ediliyor. Türkiye’de ise ilk kez Bursa’da Babasultan köyünde yapılmış. Güllaç üretiminin çok büyük sabır istediÄŸini belirten GülümoÄŸlu Baklavaları iÅŸletme sahibi İsmet GülümoÄŸlu, bir dönem Osmanlı saray mutfağı tatlısı olarak bilinen güllaçın diÄŸer tüm Osmanlı yemekleri gibi büyük emeklerle yapıldığını söylüyor.
Kaliteli bir güllaç yapmak için yaprakları Babasultan köyünden aldıklarını anlatan GülümoÄŸlu, “Güllacın yapraklarını özellikle çıkış yeri olan Babasultan köyünden almaktayız. Yufka, süt ve ÅŸekere gülsuyu ve vanilyada eklenip üstüne ise kiraz, ceviz ve fıstık atılınca muhteÅŸem bir tatlı ortaya çıkıyor.” diyor.
“GÜLLAÇ NASIL YAPILIR”
Özellikle yaprağının kaliteli olması gereken güllaç yapımında, 3 litre süt, 1 kilogram şeker ile kaynatılıp ılık vaziyete getirilir. Tepsiye konan her güllaç yaprağının parlak tarafı üzerine kepçe ile ılık süt gezdirilir. Güllaç yaprakları bittiğinde kalan süt güllaçların üzerine dökülür. Buzdolabı veya serin bir yerde yarım saat bekletildikten sonra üzerine dövülmüş ceviz, badem, fıstık, fındık ve arzu üzerine gül suyu ve vanilya ilavesiyle servis edilebilir.
Devamýný Oku…. »























